Yunan Şehir Devleti (Polis)

Megaturks

 
Kurucu
Katılım
7 Tem 2020
Mesajlar
332
Tepkime puanı
14
Genel bakış
  • Yunan Şehir Devletleri, farklı siyasal yapı ve güçlerden oluşan çeşitli yönetim şekilleri geliştirmiştir.
  • Sömürgeleştirme Yunanca'nın ve Yunan kültürünün yayılmasına neden olmuştur ancak aynı zamanda komşu Pers İmparatorluğu ile aralarında gerginlik yaratarak Pers Savaşları ile sonuçlanmıştır.
  • Atina'da demokratik kurumlar ortaya çıkmaya başlamış ve felsefe, bilim ve kültür alanlarında gelişmeler yaşanmıştır. Atina güçlü bir devlet haline gelmiş ve diğer şehir devletleriyle ittifak kurularak Attika-Delos Deniz Birliği oluşturulmuştur.
  • Özellikle Sparta olmak üzere diğer Yunan şehir devletlerinin Atina'nın gücüne karşı çıkması Peloponez Savaşı'na yol açmıştır.
Polis'in Yükselişi

Yunanistan dağlık bir bölgedir; dolayısıyla antik Yunanistan, küçük bölgelerden oluşuyordu ve her bir bölgenin kendi lehçesi, kültürel özellikleri ve kimliği vardı. Bölgecilik ve bölgesel çatışmalar antik Yunanistan'ın belirgin bir özelliğiydi. Şehirler ağırlıklı olarak dağlar arasındaki vadilerde ya da kıyı ovalarında bulunuyordu ve etraflarındaki kırsal bölgelere hükmediyordu.

Verdiği tarihi bilgilerin doğruluğu tartışmalı olsa da, efsane şair Homeros'a göre Miken Uygarlığı, Anadolu'daki Truva şehriyle Milattan önce 1200'lerde Truva Savaşı'na girmişti. Homeros'un ünlü destanı İlyada'da yazdığı üzere savaş devam ederken, yabancı “Deniz İnsanları” Miken yerleşimlerini işgal etmeye başladı ve halk Ege Adaları, Anadolu ve Kıbrıs'a göç etmek zorunda kaldı. O zamanlar yazı ortadan kaybolmuş gibiydi, ve Yunan yarımadası ile çeşitli adaların belirgin özelliği çatışma ve istikrarsızlık olmuştu.

Ege, Girit ve Adriyatik denizlerini gösteren bir Yunan haritası. Çeşitli antik Yunan şehir devletleri canlı renklerde belirtilmiş. Harita, şehir devletlerinin çoğunu ve _İlyada_ ve _Odesa_ kitaplarındaki karakterlerin memleketi olduğu varsayılan bölgeleri gösteriyor.

Görsel: Wikipedia(Yeni bir pencerede açılır), Creative Commons 3,0 license, Pinpin

Ege, Girit ve Adriyatik denizlerini gösteren bir Yunan haritası. Çeşitli antik Yunan şehir devletleri canlı renklerde belirtilmiş. Harita, şehir devletlerinin çoğunu ve İlyada ve Odesa kitaplarındaki karakterlerin memleketi olduğu varsayılan bölgeleri gösteriyor.

Harita, antik Yunan şehir devletlerinden bazılarını ve İlyada ve Odesa kitaplarındaki karakterlerin memleketi olduğu varsayılan yerleri gösteriyor.

Yunan şehir devletlerinin doğuşunun kaynağı bu istikrarsızlıktı. Güçlü ve merkezi bir devlet olmadığı için siyasi düzeni daha küçük yönetim birimleri sağlıyordu. Bu tip yönetim birimlerinden biri şehir devletleri yani polisler idi. Başlangıçta polis terimi, güçlendirilmiş bölgeler veya savaş zamanlarında koruma sağlayan kaleler için kullanılıyordu. Bu yapıların sağladığı güvenlikten dolayı insanlar buralarda toplanıp topluluklar ve ticaret merkezleri kurdular. Zamanla polisler şehir merkezleri haline geldi ve kendilerine kaynak sağlayan ve vergi ödeyen komşu tarım bölgeleri üzerinde güç ve nüfuz sağladı.

MÖ 800'lü yıllarda birbirinden bağımsız işleyen birçok polis vardı. Kendi bulundukları özel bağlam sonucunda her şehir devleti, monarşilerden oligarşilere, askeri toplumlardan proto demokrasilere çeşitli yönetim şekilleri oluşturmuşlardı. Monarşiler, bazen belirli bir yasa dizisini izlemeyen tiranlar tarafından yönetiliyordu. Oligarşiler şehir devleti hükümetini idare eden güçlü kişilerden oluşan küçük gruplardı. Oligarşi yöneticileri ve tiranlar iktidara gelmek için sık sık rekabet ediyorlardı. Demokrasiler vatandaşların oy vermelerine ve devletle ilgili kararlara dahil olmalarına olanak sağlayan yönetim biçimiydi.

Atina, Sparta, Thebai, Korint ve Delfi en önemli şehir devletlerinden bazılarıydı. Bunlar arasında Atina ve Sparta en güçlü şehir devletleriydi. Atina demokrasiyle yönetiliyordu, Sparta'nın ise iki krallı oligarşik sistemi vardı. Fakat Yunan toplumunun ve kültürünün gelişmesinde ikisi de önemli rol oynamıştır.

Güçlü bir merkezi devlet olmamasının etkileri nelerdi?

Sparta

Yunanistan'ın güneyinde bulunan Peloponez yarımadasının verimli bir bölgesinde yer alan Sparta'nın nüfusu MÖ 800 Ve 600 yılları arasında giderek artmıştı. Sparta karmaşık ve güçlü bir ekonomi geliştirdiği için tüm Peloponez bölgesi boyunca gücünü arttırdı ve çevre köylerdeki insanları kontrolü altına aldı. Ancak köylerdeki insanlara Spartalılarla eşit statüler verilmedi. Bunun yerine bu insanlar, özgür olmayan ve çalıştırılan helotlar sınıfını oluşturdular. Özel olarak sahip olunan kölelerin aksine helotlar Sparta devletinin tebaası sayılıyordu. Aile kurabiliyorlardı ve bir dereceye kadar özgürlükleri vardı; ancak devletin topraklarına bağlı haldelerdi ve Sparta'ya yiyecek sağlamak zorundalardı.
Spartalılar isyanları engellemek ve bastırmak üzere, güçlü ve yapılandırılmış askeri teçhizat geliştirmek için çok fazla kaynak harcadılar.

Spartalılar ile helotlar arasında çok keskin bir ayrım olmasına rağmen Sparta toplumu kendi içinde en azından teorik olarak karmaşık bir hiyerarşiye sahip değildi. Toplumsal statünün belirlenmesinde zenginlik yerine askeri başarılar rol oynuyordu. Çocukluktan itibaren güç ve disiplinin önemi vurgulanıyordu. Spartalı erkek çocukları yedi yaşında ailelerinden ayrılıyor ve askeri kışlalarda yaşamaya gönderiliyorlardı. Burada ciddi bir askeri eğitim görerek daha gençlik dönemleri bitmeden aktif hizmet verecek konuma geliyorlardı.

Sparta toplumunda katı bir toplumsal hiyerarşi olmamasına rağmen yine de nüfuz sahibi gruplar vardı. Tüm Yunan toplumları gibi Sparta da erkek vatandaşlar tarafından yönetiliyor ve bunların en güçlüleri, seçilmiş bir aile grubundan geliyordu. Sparta'nın siyasi sistemi, iki farklı aileden birer kralı olması yönüyle alışılmadık bir yapıya sahipti. Bu hükümdarlar, özellikle bir tanesi ordunun başında sefere gittiğinde gayet güçlü oluyorlardı.

Krallar aynı zamanda Zeus'un rahipleriydi ve Sparta'daki en yüksek mahkeme olan ve gerousia denilen ihtiyarlar meclisinin başında yer alıyorlardı. Aynı zamanda, vatandaşlar meclisinden kurayla seçilen beş efordan oluşan bir yürütme kurulu vardı. Bu kurul yalnızca bir yıl görev yaptıktan sonra, bir daha başa geçemiyordu. Eforlardan ikisi, krallardan biri seferdeyken ona eşlik ediyordu. Bu iki farklı siyasi unsurun nasıl bir etkileşim içinde olduğu kesin olarak bilinmiyor, fakat devletin işlevini yerine getirebilmesi için belli bir derecede fikir birliğinin gerekli olduğu kesindi.

Sparta'daki kadınların diğer Yunan şehir devletlerindeki kadınlardan daha çok hakkı vardı. Sparta'da genellikle çeyiz ve miras yoluyla elde ettikleri mülklerin sahibi olabiliyorlardı. Bazı kadınlar ailelerindeki erkekler savaşta öldüğünde zengin olabiliyorlardı. Aslına bakılırsa kadınlar, en sonunda Sparta topraklarının neredeyse yarısı üzerinde kontrol sahibi olmuşlardı. Bunan yanında Spartalı kadınlar, makul bir özgürlükle hareket edebiliyorlar, kısıtlayıcı olmayan kıyafetler giyebiliyorlar, atletik faaliyetler yapabiliyor ve hatta şarap bile içebiliyorlardı.

Spartalı helotların kölelerden ne farkı vardı?
Spartalılar'da toplumsal statü neye göre belirleniyordu?

 

Megaturks

 
Kurucu
Katılım
7 Tem 2020
Mesajlar
332
Tepkime puanı
14
Atina


MÖ altıncı yüzyılın sonlarına doğru Atina Yunanistan'ın baskın ekonomik gücü haline geldi. Bu güç ve zenginlik çevredeki dağlarda keşfedilen gümüş sayesinde daha da arttı. Atina, diğer Yunan şehir devletleriyle yapılan etkili bir ticaret sisteminin merkezindeydi. Nüfus için yeterli miktarda tahıl üretecek tarımsal koşullar mevcut olmadığından, ticaret Atinalılar için çok önemliydi.

Atina'nın nüfusu deniz ticareti sayesinde büyüdükçe ve zenginleştikçe Atina farklı yönetim sistemlerinden geçerek değişim geçirdi. Bu zenginlik, aynı zamanda siyasi liderler olan, aristokrasinin birkaç üyesinin elinde toplanmıştı, bu da toplumun diğer üyelerini bazen borç köleliği yapmak zorunda kalınacak kadar borç altında bırakmıştı. Dahası şehrin yasalarında hissedilen bir tutarsızlık vardı.

Bu eşitsizliklere yönelik ilk yasalar serisi MÖ 621 yıllarında Drako tarafından yazılmıştı ancak yasaların çok katı olduğu düşünülmüştü, yasalara uymamanın cezası coğu zaman ölümdü! İngilizce'de "acımasız" anlamına gelen "draconian" sözcüğü de buradan çıkmıştır. Bu katı yasalarda düzenleme yapması ve değiştirmesi için Solon adında bir aristokrata başvurulmuştu; kendisi siyasi iktidar eşitliğini sağlamak için bir dizi yasalar hazırlamıştır. Solon'un yaptığı değişikliklerden ikisi borçların iptali ve borç köleliğinin kaldırılmasıydı. Ayrıca halktan bazı kişilerin Atina yönetimine katılmasını sağlamak için fırsatlar yaratmış ve bunu yaparak Atina'da demokrasinin temelini atmıştır.

Perikles MÖ 461 ve 429 arasında Atina'yı yönetmiştir; kültür, felsefe ve bilimi desteklemesiyle ve halktan insanları savunmasıyla tanınan, çok sevilen bir lider olmuştur. Perikles liderliğinde Atina altın çağına girmiştir ve şehirde pek çok sayıda büyük düşünür, yazar ve sanatçı yaşamıştır. “Tarihin babası” Herodot Atina'da yaşamış ve eserlerini burada yazmıştır. “Felsefenin babası” Sokrates pazar yerinde eğitimler vermiştir. “Tıbbın babası” Hipokrat çalışmalarını burada yapmıştır. Heykeltraş Fidias, Olimpiya'daki Zeus Tapınağı ve Akrapolis'teki Partenon'da kullanılacak olan büyük eserlerini burada vermiştir. Demokritos atomik bir evrenin hayalini burada kurmuştur. Eshilos, Euripides, Aristofanes, ve Sofokles ünlü oyunlarını burada yazmıştır. Bu miras, Platon sonradan MÖ 385'te Atina'nın şehir duvarları dışındaki Akademisi'ni kurana ve hatta Aristoteles'in Lykeion'u şehir merkezinde kurulana dek devam etmiştir.

Ancak yine de Atina'da demokrasi erkek vatandaşlarla sınırlıydı. Yabancılar, köleler ve kadınlar bu kurumlara dahil edilmemişti. Kadınların rolü büyük ölçüde çocukları yetiştirdikleri ve ev işleri yaptıkları özel alanla sınırlıydı (evin imkanları iyiyse buna kölelerin bakımı da dahildi). Üst sınıftaki kadınlar eğitimli olduğu halde çoğu, sadece ev işlerini yerine getirmeye yetecek kadar eğitim alıyordu. Kadınların dışarıda gezebilmeleri için yanlarında bir refakatçi erkek olması gerekiyordu.

Köleler siyasi işlerden uzak tutulsa da Atina ekonomisinin ayrılmaz birer parçasıydılar. Tarla ekip biçtiler, büyük inşaatlara katıldılar, taş ocağı ve madenlerde çalıştılar. Atina evlerinin büyük bir kısmında, köleler ev işlerini de yapıyorlardı.

"Drakon gibi" terimi nereden geliyor?

Kolonileşme ve Pers savaşları
Şehir devletlerinin nüfusunun giderek artması ve mevcut kaynakların yetersiz olması yüzünden birçok Yunan dışarıda arayışlara başladı ve Yunanistan ana karası dışında yerleşkeler kurdular. Sekizinci ve altıncı yüzyıllar arasında Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında yüzlerce koloni kuruldu. Sonrasında topluluklar şimdiki Sicilya'ya, İtalya'nın güneyine ve hatta günümüz Fransa'sının güneyine kadar yerleştiler. Yerleşim süreci bittiğinde buralarda Yunanistan ana karasından daha fazla insan yaşar oldu.

Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında Yunan ve Fenike sömürgelerinin bir haritası. Harita, Fenike Uygarlığı ve Yunan hakimiyet bölgelerini, Yunan sömürgelerini, Fenike Uygarlığı ve Yunan topraklarını ve Fenikelilerin İspanya'daki İber Yarımadası'ndan Mısır'a ve Doğu Akdeniz Bölgesi'ne kadar olan bölgede yaptıkları ticareti gösteriyor.

Görsel kaynağı: Kadim Tarih Ansiklopedisi (Ancient History Encyclopedia)

Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında Yunan ve Fenike sömürgelerinin bir haritası. Harita, Fenike Uygarlığı ve Yunan hakimiyet bölgelerini, Yunan sömürgelerini, Fenike Uygarlığı ve Yunan topraklarını ve Fenikelilerin İspanya'daki İber Yarımadası'ndan Mısır'a ve Doğu Akdeniz Bölgesi'ne kadar olan bölgede yaptıkları ticareti gösteriyor.MÖ 800 - 550 yılları arasında Yunan ve Fenike sömürgeleri.


Yunan sömürgeciliği, Akdeniz boyunca takas ve ticaret ağlarının canlılık kazanmasında etkili oldu. Yunan dili ve kültürü bu bölgede yayıldı. Fakat aynı zamanda Pers İmparatorluğu'yla aralarında çatışma ve gerginlikler yaratarak MÖ 500 yılından 479 yılına kadar yaklaşık yirmi yıl süren Pers Savaşları'nı başlattı. Pers İmparatorluğu Anadolu'da fethettiği topraklarda hakimiyetini güçlendirirken İyonya denilen bu bölgede yaşayan Yunanlar Pers hakimiyetine direndiler. İyonyalı Yunanları desteklemek için Atinalılar güçlü donanmalarını gönderdiler, bu da Pers İmparatorluğu'nu intikam alması için kışkırttı. Meydana gelen çatışma başta Sparta olmak üzere diğer Yunan şehir devletlerini de içine aldı. Persler ve Yunanlar arasındaki çatışma 100 yıldan fazla sürdü.

Attika Delos Birliği ve Peloponez Savaşı

Yunan şehir devletleri dış tehditlerle karşılaştıklarında bir ölçüde bir araya gelseler de, tehdit ortadan kalktığında şehir devletleri arasındaki çatışmalar yeniden canlanıyordu. Savaşların ardından Atina, Yunanistan'da denizcilikte en üstün güç olmuştu. Pers İmparatorluğu'nun gelecekteki saldırılarını engellemek amacıyla şehir devletleri arasında birleşik bir Yunan ağı oluşturmak için Attika-Delos Deniz Birliği kuruldu. Perikles liderliğinde Atina İmparatorluğu o kadar güçlendi ki Ege Adaları ve Attika'daki komşularının hepsinin yasalarını, geleneklerini ve ticaretini etkili bir şekilide kontrol edecek dereceye geldi.

Yunanistan'daki Peloponez Savaşı'nın başlangıcında müttefiklerin bir haritası. Atina İmparatorluğu ve müttefikler turuncu ile gösterilmiştir (Teselya, Makedonya, Attika ve Trakya ile Aiolis etrafındaki kıyılar). Sparta Birliği yeşille gösterilmiştir (Mora Yarımadası, Boeotia ve Makedonya'nın kuzeydoğusunun büyük bir kısmı). Atina stratejisi karada savunma, denizde hücum ve sürekli dış ticaretti. Sparta stratejisi ise karada hücum üzerine kuruluydu.

Görsek kaynağı: Wikipedia

Yunanistan'daki Peloponez Savaşı'nın başlangıcında müttefiklerin bir haritası. Atina İmparatorluğu ve müttefikler turuncu ile gösterilmiştir (Teselya, Makedonya, Attika ve Trakya ile Aiolis etrafındaki kıyılar). Sparta Birliği yeşille gösterilmiştir (Mora Yarımadası, Boeotia ve Makedonya'nın kuzeydoğusunun büyük bir kısmı). Atina stratejisi karada savunma, denizde hücum ve sürekli dış ticaretti. Sparta stratejisi ise karada hücum üzerine kuruluydu.

Peloponez Savaşı'nda kurulan ittifaklar.
Atina İmparatorluğu'nun gücü sebebiyle, Atinalı politika yapıcılar kibirlenerek diğer şehir devletlerine tahammül edememeye başladı. Atina helotlar tarafından başlatılan bir isyanı bastırmak için Sparta'ya askeri birlik gönderdiğinde, Spartalılar bu yardımı geri çevirdiler ve Atinalı askeri güçleri onurları kırılmış bir halde geri gönderdiler. Böylece uzun zamandır patlak vermek için hazır bekleyen savaşın çıkmasına neden oldular. Daha sonra MÖ 433'te Sybota Deniz Muharebesi sırasında Atina, müttefiki Korkyra'yı—Korfu— Korint istilasına karşı savunmak üzere donanmasını göndermiştir, Korint, Sparta'nın müttefiki olduğu için bu hareket, Sparta tarafından yardım olarak değil saldırı olarak algılanmıştır.

Peloponez Savaşı -dolaylı veya doğrudan tüm Yunanistan'ı etkilese de, Atinalılar ile Spartalılar arasında 431-404 yıllarında olmuştur- yenilen Atinalılar için bir felaketle sonuçlanmıştır: İmparatorluk ve varlıklar neredeyse tükenmiş, şehir duvarları yıkılmıştır. Fakat Atina'nın öğrenim ve kültür alanındaki şöhreti, şehirde yağmacılığı ve halkın esir alınmasını önlemiştir.